O sabah işe gitmek için her zamanki gibi otobüs durağında bekliyordum. Soğuk bir kış günüydü. Otobüslerin hangi semte gittiğine bakarken, sol tarafımda, bir insan boyunda olamayacak bir beyaz kıpırtının hareket ettiğini farkedip gözlerimi o yöne çevirdim. Gelen bir sokak köpeği idi. Bej renginde, yerden 30 cm yükseklikte bir köpek. Öylesine zayıftı ki, sadece deri ve kemikten oluşuyordu sanki. Güçlükle yürüyor, soğuktan ve dermansızlıktan tir tir titriyordu. Yavaşça geldi, durakta bekleyen şişmanca bir kadının bir metre berisinde durdu. Birkaç kere titredi olduğu yerde ve arka ayakları üzerine oturup, sabit tutmaya çalıştığı başını kadına doğru çevirdi ve kadına bakmaya başladı.
Kadın bir ev kadını görünüşündeydi. Fanilasını dirseklerine kadar sıyırıp, sürekli nemli ellerle dolaşan, mutfakta pişirdiği çöreklerin, böreklerin kokusunu gezdiği yerlere dağıtan kadınlara benziyordu. Belki de bu köpek onun için onun önünde durmuştu. Yemeklerle haşır neşir birisi yanında yiyecek de taşıyor olabilirdi ona göre. Ama evinde sıcak bir yemek kokusu olan bu kadın sokağa çıkınca, tanımadığı insanlarla göz göze gelmek korkusuyla, başını yukarı kaldırır, soğuk ulaşılmaz bir ifade takınır, sadece gelip geçen otobüslerle ilgilendiğini göstermek için yola boş gözlerle bakardı. Bu yüzden bir metre ötesindeki ona gözlerini dikmiş bakan köpeği farketmedi.
Kadın bir ev kadını görünüşündeydi. Fanilasını dirseklerine kadar sıyırıp, sürekli nemli ellerle dolaşan, mutfakta pişirdiği çöreklerin, böreklerin kokusunu gezdiği yerlere dağıtan kadınlara benziyordu. Belki de bu köpek onun için onun önünde durmuştu. Yemeklerle haşır neşir birisi yanında yiyecek de taşıyor olabilirdi ona göre. Ama evinde sıcak bir yemek kokusu olan bu kadın sokağa çıkınca, tanımadığı insanlarla göz göze gelmek korkusuyla, başını yukarı kaldırır, soğuk ulaşılmaz bir ifade takınır, sadece gelip geçen otobüslerle ilgilendiğini göstermek için yola boş gözlerle bakardı. Bu yüzden bir metre ötesindeki ona gözlerini dikmiş bakan köpeği farketmedi.
